Sappho: ‘Aşk’ın ilk tanımı

Sappho, erkek egemen edebiyatta başkaldıran kadınlar arasında ilk sıraya konabilir. Ayrıca antik dönemde kadınların diğer kadınlara olan çekiciliği hakkında yazan ilk kadın şairdir.

zan Hesiodos’un anlatımına göre, tanrıça Mnemosyne, ‘belaları unutturmak ve kaygıları dindirmek için’ Zeus ile dokuz gece buluşup, dokuz Mousa getirmiştir dünyaya. Mousa’lar sanat ve bilimin tanrıçaları, esin perileri ve insana yaşamın tadını bağışlayanlardır. Platon ise “Bazıları dokuz Mousa olduğunu söyler ama yeniden sayın. İşte onuncu: Lesboslu Sappho” demiştir.

Antik dönemin ve tüm zamanların en bilinen kadın şairi ve müzisyeni Sappho (Sapfo), milattan önce yaklaşık 630 yılında Lesbos (Midilli) Adası’nda doğmuştur. Şair Antipatros’un ‘Lesboslu kadınların şanı’ olarak söz ettiği Sappho destandan lirik şiire geçişi temsil eder. Roma’da, halka açık ilk park olan, Pompeii Portikosu’nda Knidos Afroditi’nin heykeli ve Byzantion’da Homeros ve Hesiodos gibi ozanların heykellerinin yanında Sappho’nun heykelinin de yer aldığını biliyoruz. Atinalı şair ve yasa koyucu Solon, Sappho’nun şarkılarından birisini dinledikten sonra, o şarkıyı öğrendiğinde artık ölebileceğini söyler. Günümüze ulaşan şiirlerinin çoğu aşk şiiri olarak nitelendirilen Sappho, bütün tanrılardan eski olan aşk tanrısı Eros’u en etkileyici şekilde anlatan kişi olarak yorumlanır.

Dizlerimin-bağını çözen Eros bir kez daha

titretiyor beni, acı-tatlı, karşı-koyulmaz, ürpertici

Sappho şiirlerinde kadınlara duyduğu hayranlığı ve aşkı da özgürce dile getirir. Kadınların kamusal alanın tamamen dışında oldukları ve cinsel deneyimleri hakkında bilgiye ulaşılamayan bir dönemde, Sappho’nun şiirleri kadınlar arasındaki aşk ilişkilerine tanıklık eder. Sappho, büyük bir şair olduğu kadar, şiirlerinde bir kadın için arzuyu ifade eden, kadınların hayatlarına, ritüellerine, kıyafetlerine, duygularına ışık tutan, toplumsal gerçekleri dile getiren ve kız çocukların eğitimini önemseyen bir kadın olarak da önemlidir. Ancak kadınlara yönelik arzuyu dile getirmek amacıyla güçlü heteroseksüel kavramları kullanır. Aşk şiirlerinin çoğunu mitolojiden, tarihten ve eril dilden yola çıkarak biçimlendirir.

Toplumun genel kabul gören ahlakının dışındaki konumu nedeniyle Sappho, Fransız şair Paul Verlaine gibi 19. yüzyılın özgürlükçü ‘dekadan’ şairlerine çekici bir model olmuştur. Sappho’nun hemcinslerine karşı erotik duygularının yer aldığı dizeleri ise her zaman en fazla kullanılan ve hafızalarda kalanlardır.

Eskiden, bir zamanlar aşıktım ben sana Atthis

şimdiyse letafetsiz küçük bir çocuk gibi

görünüyorsun gözüme.

Şiirleri Sappho’nun hayatının biyografisi değildir elbette. Ancak lezbiyenliğinin kanıtı olarak gösterilir. Bazı Latin şairler de Sappho’nun üslubunu benimsemelerine rağmen, cinselliği hakkında aşağılayıcı sözler kullanır. Tatianus’un Sappho’ya ‘şehvetli, aşk delisi kadın’ demesi gibi… Sappho’nun kendisinin şiirlerinde değindiği hazlara dahil olup olmadığından ya da bu hazların gerçekleşip gerçekleşmediğinden emin olunamaz. Ama onun erotik şiirlerinin ortaya koyduğu gerçeklik, hayal gücü düzeyinde kadınların aşığı olduğudur.

…..

Kaç kez menekşelerden, güllerden

ve güzçiğdemlerinden örülmüş taçlar

yerleştirdin başına yanı başımda!

Kaç kez nice güzel çiçeklerden

örülmüş gerdanlıklar doladın,

o incecik boynuna!

a bütün o güzel kokular,

Bir kraliçe benzeri bedenine sürdüğün

o değerli yağlar!..

 Sonra da yumuşak döşeklerde

Gideriyordun susuzluğunu.

Vatikan Sarayı’nda Raffaello’nun “Parnassus” freskinden detay. Resimdeki tek kadın şair olan Sappho, Mousa’lardan ayırt edilebilmesi için elinde ismi yazılı parşömen ile betimlenmiştir.

LESBOSLU KADINLAR

Lukianos tarafından M.S. 2. yüzyılda yazılan “Fahişelerin Konuşmaları”nda, ‘Lesbos’da erkeklerle birlikte olmayı reddeden ancak kendileri erkek gibi davranan kadınlar’ ifadesi geçer. Böylelikle Lesboslu kadınların eşcinsellikleri ima edilir. Lesboslu bir kadın olan Sappho, kadınlara yönelik tutkulu aşk şiirleri ile kadınlar arası aşkın ve arzunun sembolü olmuş, modern Safizm ve Lezbiyen kelimelerine ilham vermiştir. Hulki Aktunç’un “Büyük Argo Sözlüğü”nde de Safizm, ‘ablacılık’ olarak anlam bulmuştur.

SAPPHO-PHAON SÖYLENCESİ

Şair Ovidius’un “Heroides” adlı eserindeki, Sappho’dan Phaon’a yazılmış hayali mektuba dayanarak Sappho’nun kendisini öldürdüğü iddia edilir. Mektupta Sappho, tutkulu bir şekilde âşık olduğu ve onu yüzüstü bırakıp giden kayıkçı Phaon’un ardından Leukas (Lefkada) Adası’nın kayalık tepesinden uçuruma atlama isteğini belirtir. Ovidius’un bu mektupta, Sappho’nun gönlünü artık hiçbir kızın hoş edemediğini, pek çoğuna verdiği kalbine sadece kayıkçı Phaon’un sahip olduğunu yazması, kadın eşcinselliğini geçersizleştirme çabasıdır. Aynı çaba, eşcinsel kadın sanatçıların heteroseksüelleştirilmesinde veya eserlerinin yok sayılmasında da ortaya çıkar. Gunnar Steele’in yönettiği “Sappho Darling” ve Robert Crombie’nin yönettiği “Summer Lovers” filmlerinde ise erkeklerle evli olan Sappho adlı kadınların lezbiyen ilişkileri konu edilerek, erkek olmaksızın lezbiyenler arasındaki cinselliğin tam olamayacağına dair eril bir yargıya varılır.

DİLİM TUTULUR…

Her dönemde birçok çevirisi yapılmış olmasına rağmen Sappho’nun şiirlerinin çevrilmesinin neredeyse olanaksız olduğu söylenir. Özellikle bir şiirinin sadece İngilizceye 100’den fazla tartışmalı çevirisi yapılmıştır. Azra Erhat, Sappho’nun aşkın belirtilerini dile getirdiği bu etkileyici şiir için ‘Batı yazınında aşkın tanımının ilk kez yapıldığı şiirdir’ der:

Tanrılara eştir o benim için

dizinin dibinde oturan erkek

duyabilen senin yanı başında

tatlı sesini

büyüleyici gülümseyişini.

Hoplatır evet böylesi yüreğimi

görür görmez yüzünü çıkmaz olur

sesim soluğum,

dilim tutulur, birden her yanımı

bir alevdir sarar inceden ince

kulaklarım uğuldar, hiçbir şeyi

görmez gözlerim

bir ter boşanır üstümden, titrerim

Sappho antik Yunan dünyasını anlamamızı sağlamasının yanı sıra cinsellik, toplumsal cinsiyet, kadınlık ve erkeklik kavramlarına da katkıda bulunur. Günümüzde daha eşit bir zeminde var olmak için mücadele eden ve ‘öteki’ olarak tanımlanan grupların, haklarının kısıtlanmadığı bir toplumsal yaşam için kendilerini ifade etmeye çalışanların öncüsü olmuştur. Sappho hakkında bitmeyecek tartışmalarda, atılan her adım, günümüzün cinsellik ve toplumsal cinsiyet araştırmalarını şekillendirmeye katkıda bulunmayı sürdürecektir.

Sappho’nun insanlara, gökyüzüne, yıldızlara, doğaya olan aşkının, hayata bakışındaki aşk dolu ve olumlu yaklaşımının, hepimize yol gösterici olmasını umuyoruz.

Son sözü Sappho’nun bir dizesine bırakalım;

‘Diyorum, gün gelir, bir hatırlayan çıkar bizi’

Jacques-Louis David’in tablosunda yanlarında aşk tanrısı Eros ile mutlu bir şekilde betimlemiş “Sappho ve Phaon”, 1809, Hermitage Müzesi.

Şiir çevirileri sırasıyla Erman Gören, Samih Rifat, Azra Erhat-Cengiz Bektaş ve Erdal Alova’ya aittir.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Xəbərlər